Connect with us

Hi, what are you looking for?

Yeşilçam

Ömercik: Sol Gözümü Kaybedince Sinemadan Soğudum

Bir dönemin çocuk yıldızıydı Ömer Dönmez. Herkes onu “Ömercik” diye tanırdı. Sonra kaza geçirdi, sol gözünü kaybetti ve sinemadan koptu. Peki aradan geçen yıllar içinde neler yaşamış, neler yapmıştı? Ömercik (Ömer Dönmez), hayatımıza ilk olarak “Fakir Gencin Romanı” adlı filmdeki “Küçük Turgut” rolü ile girdi. Sonra kuzeni Ayşecik (Zeynep Değirmencioğlu) ile pek çok filmde birlikte …

Bir dönemin çocuk yıldızıydı Ömer Dönmez. Herkes onu “Ömercik” diye tanırdı. Sonra kaza geçirdi, sol gözünü kaybetti ve sinemadan koptu. Peki aradan geçen yıllar içinde neler yaşamış, neler yapmıştı?

Ömercik (Ömer Dönmez), hayatımıza ilk olarak “Fakir Gencin Romanı” adlı filmdeki “Küçük Turgut” rolü ile girdi. Sonra kuzeni Ayşecik (Zeynep Değirmencioğlu) ile pek çok filmde birlikte izledik bu güzel yüzlü çocuğu…

Bir zamanlar “gönül çocukları” vardı. Yoksa onlar “gönül adamı”nın çocukluğu muydu? Gözyaşları hazır dururdu onların da göz kenarlarında. Hokka burunları, titreyen dudaklarıyla ne kadar masumdular ve ne kadar da bilmiş… Büyümüş de küçülmüşlerdi, üvey anneleriyle uğraşır, yırtık pırtık dolaşır, ama dürüst ve onurlu yaşarlardı. Kedileri, köpekleri, yaşlı amcaları onların her şeyiydi. Bizi “gülerken ağlatan, ağlatırken güldüren” bu çocuklar genellikle “fakir ama mutlu”ydular…
Çocukluğumuzun ev ödevi Kemalettin Tuğcu‘nun romanlarından fırlamış, siyah beyaz ekrana oturmuşlardı. Önce Ayşecik‘le tanıştık, Türk sinemasının ilk çocuk yıldızıyla. 1960’lı yılların başıydı. Tuğcu’nun aynı adlı romanından Memduh Ün‘ün çektiği Ayşecik, sinemada çocuk filmleri dönemini açıyordu. Arkası geldi, Parla Şenol, Nilüfer Koçyiğit, boynu bükük Ömercik, yaramaz Sezercik (Sezer İnanoğlu), Yumurcak (İlker İnanoğlu) ve Afacan (Menderes Utku)…

Babalar ve çocuklar dönemi

Ömercik (Ömer Dönmez) kimdir?Bir “Babalar ve çocuklar” sineması başlamıştı. Çünkü bu küçük yıldızların destekçileri prodüktör ya da senarist babalarıydı. Biri dışında, Ömercik; Ömer Dönmez..
Ömercik, ‘Ayşecik’ Zeynep Değirmencioğlu‘nun kuzeniydi. Eniştesi senarist Hamdi Değirmencioğlu tarafından keşfedilmişti. Onun sinemaya girişi de, sonraki yaşamı da diğer “cik”li yıldızlardan farklı oldu. 1975’e kadar pek çok film çevirdi. Renkli yıllar çabuk geçti; gençliğinde, kazalar peşini bırakmadı. Kader onu bir zamanlar hayatını değiştiren, aynı seti paylaştığı, pek çok film çevirdiği Zeynep ablasıyla yeniden buluşturdu: Göztepe’de Zeynep Değirmencioğlu Emlak Ofisi’nde.

Bir zamanların çocuk yıldızı Ömercik şimdi 40 yaşında, ablam dediği Zeynep Değirmencioğlu‘nun ofisinde çalışıyor. Hiçbir röportajı kabul etmiyor, “abartıyorlar” diyor. Emlak ofisinde sık sık çalan telefonların arasında bize hayat hikayesini “abartmadan” anlattı.

1959 yılında Adapazarı’nda doğmuş Ömercik. Dedesinin şeker imalathanesi varmış, babasının da şekerleme dükkanı. Henüz 4 yaşındayken eniştesi Hamdi Bey, ailenin tek erkek çocuğu olan sarışın mavi gözlü Ömer’i aldığı gibi, İstanbul’a getirip Ses dergisinin Çocuk Yıldızlar Yarışması‘na sokmuş, ikinci olmuş ve sinema da böyle başlamış Ömercik için. İstanbul’a, teyzesinin evine yerleşmiş. Zeynep ikinci ablası olmuş. İlkokul 5. sınıfa kadar yaşadığı bu evle setler arasında koşturup dururken Zeynep ablası hep yanındaymış.

Hiç çocukluğumu yaşamadım

“Hiç çocukluğumu yaşamadım, oynuyordum ama yalnızca filmlerde. 15 günde iki film bitirirdik” diye anlatıyor o günleri. “Türkan Şoray‘la, Cüneyt Arkın‘la, Ayhan Işık‘la birlikte oynadım. Yorulurdum ama eğlenceliydi, yeni kıyafetler, değişik yerler… İyi de para kazanıyordum. Bir keresinde Adapazarı’nda film çekimine gitmiştik, üstümde yine yırtık pırtık kıyafetler, delik bir şapka, set arasında dedemi ziyaret etmeye gidecektim. İstasyondan geçerken elinde bavulu olan bir adam, gel şunu taşı da para vereyim demişti, ben, sen taşı da ben vereyim dedim, kızmıştı bana, hem dökülüyor hem de para istemiyor diye.”

Maçka İlkokulu’nda, Marmara Koleji’nde okumuş, arkadaşları “artist” diye çağırırlarmış onu.
1970’li yıllar… Sinemada masal filmleri modası. Shirley Temple‘ın Türkiye versiyonu Zeynep Değirmencioğlu “Pamuk Prenses ve 7 Cüceler”i çevirir. “Ayşecik ve Ömercik” dizisi, “Hayat Sevince Güzel”, “Özleyiş”, “Yuvanın Bekçileri” iki kuzenin birlikte çevirdiği filmlerden.
Ömercik, ilkokul 5. sınıftayken ailesi Adapazarı’ndan İstanbul’a taşınır; Selimiye’ye, Çiçekçi semtine yerleşir. Filmlerden kazanılan paralarla 4 taksi alınır, babası çalıştırmaya başlar. Filmler birbirini izler: “Yuvana Dön Baba”, “Artık Sevmeyeceğim”, “Tatlı Günler”


Ne olduğunu anlamadan 15 – 16 yaşlarına gelmiştir bile Ömercik. Ergenlik çağına girmiştir artık, değişen sesini bile tanıyamaz. Gençlik filmleri de yoktur Türk sinemasında, üstelik seks filmleri de gelip kapıya dayanmıştır. “Ömercik” ismi bile sırıtmaya başlamıştır “delikanlı Ömer”in üstünde. Haşarıdır da, tıpkı filmlerindeki gibi. Babasından habersiz, şoförleri kandırıp taksicilik yapar. Bir gün taksinin kelebek camını tamir ederken, görünmez kaza gelip Ömercik’i bulur; tornavida bir yanağına batar, bir alnına, en son da gözüne. Sol gözünü kaybeder Ömercik.Sol gözümü kaybedince sinemadan soğudum

Bir başka eniştesinin yanına gider bu kez Ömer. Kapalıçarşı’da bir dükkanda konfeksiyon işine başlar: “Kendi pantolonlarımı ben dikerim, meslek öğrendim orada, ama bir gün motosikletten düştüm ve 1.5 sene yatmak zorunda kaldım, yürüyemedim. Ayrıldım tabii işten.”“Bu olay beni çok etkiledi, bir süre bunalıma girdim, neyse sonra Allah’a şükür dedik atlattık. Yaşım büyümüştü, sinemadan da iyice soğudum bu olaydan sonra. Kaza olmasaydı jön olarak devam edebilirdim belki sinemaya” diyor başına gelen talihsizliği anlatırken. Bir anda perde kapanır Ömercik için, filmler anılardaki yerini alır.

Şimdinin küçük yıldızları yapmacık

Bu arada taksiler satılır, baba emekliye ayrılır. Evin sorumluluğu Ömer’in üstündedir.
“Çok para kazandım, ama yok oldu gitti,” diyor hayıflanarak. “Hiç yatırım yapamadık. Yeşilçam nankör, bir yere gelebilmek için çalışıyorsun, her şey bir anda bitebiliyor, yok oluyor. 4 yıl Avşa’da büfe işlettim. Tost, hamburger, meşrubat gibi şeyler. Şimdi buradayım, Zeynep ablamın yanında. Emlakçılık canlı, hareketli bir meslek. Evlenmeye hiç vaktim olmadı, annem ve babamla Selimiye’de oturuyorum hala.

Sinemaya pek gidemiyorum, en son gördüğüm film ‘Eşkıya’. Şimdinin küçük yıldızlarını da yapmacık buluyorum. Biz içimizden geldiği gibi oynardık. Her gün buradayım. Köpeğim Topak ve muhabbet kuşumla oyalanıyorum akşamları. Zeynep ablamla hiç eskilerden konuşmayız. 94’te Kanal D’de benle ilgili bir program yapıldı. Adı ‘Feleğin Sillesi’. İşte hayat hikayem bu, hepsi bu kadar.”

Röportaj: Melda Davran

Artık ofisten ayrılma zamanı. Çünkü Ömer Dönmez, birazdan Göztepe’deki 130 metrekare kombili, temiz daireyi göstermek için müşteriyle buluşacak. Ayrılırken şimdinin küçüklerini düşündüm, Küçük İbo‘yu, Ceylan‘ı ve diğerlerini. Her şey değişmişti gerçekten, ama Ömercik hala ne kadar masumdu.

31 Ocak 1991 – Milliyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement

You May Also Like

Yaşam

İbrahim Tatlıses, Perihan Savaş’ı sabaha kadar dövdü Sinema oyuncusu Perihan Savaş, bir süre önce ayrıldığını açıkladığı sevgilisi İbrahim Tatlıses’ten dayak yediğini ve kaçırılıp alıkonulduğunu...

Magazin

İki kardeşin arasını evcil hayvanları açtı Semiramis Pekkan, evcil kedisi Fifi‘nin ablası Ajda Pekkan‘ın evcil beyaz faresi Cikcik‘i yemesinden ötürü, ayrı bir eve taşınıyor....

Yeşilçam

Türk Sineması’nın “ana”sı, dostlarına kırgın Türk Sineması’nın emektarı Aliye Rona zor günler yaşıyor. Jübile yapmak isteyen sanatçı, sinema dünyasının vefasızlığından yakınıyor. Türk Sineması’nın “çatık...

Galeriler

Mustafa Kemal Atatürk‘ün Renkli Fotoğrafları Mustafa Kemal Atatürk’ün Renkli Fotoğrafları KAYNAKLAR: 1

Copyright © 2020 Gazeteloji